Bugün Okullu Olduk

Aniden bir şarkı çalmaya başladı. Neydi? Neydi? Ah evet buldum. Hababam Sınıfı’nın şarkısı bu. Tabii ya. Zil sesi niyetine. Ders zili olmalı. Elleri kulaklarına gitti çocuğumun. Yüksek seslere karşı her zaman tepkiliydi. Ses onu endişelendirdi. Şaşırttı. Biraz da kaygılandırdı. Mırıldanarak daha fazla ses çıkarıp üstesinden gelmeye çalışıyor. Kendi sesini duymak istiyor. Ya da ben öyle zannediyorum. Hareketlerinin hızı biraz daha arttı.
Sonunda zil sustu ama sallanmalar devam ediyor. Rahatla. Rahatla. Ve evet rahatlıyor.
İçerideyiz. Sıralar, gürültü, kalemler, resimler. Yine yere bakıyor. Çocuklar koşuşturuyor. Nihayet oturdular. Öğretmen geldi sonunda. Şimdi sessizlik.
Ama o da ne? Bir ses var. Bir mırıltı gibi. Herkes şimdi bize bakıyor. Arkadaşları, öğretmeni….
Vazgeçsek mi? Bütün gece ebeveyn olarak bunu düşündük sanırım. Biz çocuğumuzla birlikte tatile çıkarken zorlanıyoruz. Düğüne gitmek, akraba ziyareti yapmak istemiyoruz. Uzun zamandır evimize misafir gelmedi. Biz yaşantımızı çocuğumuza göre ayarlıyoruz mümkün olduğunca. Ya okuldakiler?
Hayır, okula gitmesi gerek, gitmeli. İnanıyoruz ki, okul ona sosyalleşme sağlayacak. Başka insanlarla ilişki kurmak onu kendi içine hapsolmaktan çıkaracak. Bu ilişki kurma tarzını başka yerlerde de kullanacak. Dünyası genişleyecek. Belki bu ilişkiler zor kurulacak. Ama o sonunda başaracak…

Kaygı dolu düşünceler otizmli çocukların ebeveynlerinde okula başlama zamanı yaklaştıkça katlanarak artar. Okula başlamak; aileden sonraki sosyal deneyimlerden biri olması nedeniyle önemlidir. Ancak otizmli çocuğun okula başlaması daha karmaşıktır ve bilinmezliklerle doludur.
Bilinmezlikler ebeveynleri korkutmaktadır. Çünkü otizmin genel özelliklerinin hemen hemen hepsi okulda bir soruna dönüşebilir. Çocuğumu okula alacaklar mı? Öğretmenine alışacak mı? Arkadaşlarını taklit edecek mi? Arkadaşları onu oyunlarına alacak mı? Okuma yazma öğrenebilecek mi? Ebeveynlerin zihnini bu sorular meşgul eder.
Otizmli çocukların sınıfa uyumu zordur. “Herkes kalksın!” denildiğinde; o kalkmayabilir. Dersin ortasında sırasından kalkıp sınıfta gezinmek isteyebilir. Diğer çocukların jest ve mimiklerini anlamakta zorlanabilir. Yüz ifadesini okuyamayabilir. Empati kuramayabilir. Takıntıları olabilir. Aslında her öğrencinin farklı özellikleri vardır. Kimi yaramaz, kimi çalışkan, kimi hareketli, kimi duygusal, kimi sevecen, kimi özgür, kimi sıcak, kimi mesafeli, kimi yakın, kimi soğuk. Bir sınıf bu farklılıkları kabul eder, bütünlüğüne katar ancak otizmli bir çocuğu kabul ederken bu kadar cesur mudur ? Bu kabul ancak otizmli çocuğun okula ya da çevreye uyum sağlaması ile mümkün olur diye düşünülebilir. Peki çocuk olduğu gibi, kendisi gibi kabul edilemez mi?

Öğretmen sınıfa ilk girdiğinde dikkatini çeken Ayşe oldu. Ayşe sallanıyor, mırıldanıyor ve ona hiç bakmıyordu. Annesi yanındaydı. Öğretmen devam eden birkaç günün ardından anneye Ayşe’nin sıkıntısı olup olmadığını sordu. Annesi “biraz farklı” diyerek soruyu geçiştirdi. Ancak bir ay sonra rehber öğretmen, sınıf öğretmenine Ayşe’nin otizmli olduğunu söyledi.

Ebeveynler, okul idaresi, rehber öğretmen ve en önemlisi sınıf öğretmeni arasında iyi bir diyalog oluşması, otizmli çocuğun okulda yaşayacağı sorunların çözümlenmesine yardımcı olacaktır. Okuldan alınan bilginin evde desteklenmesi nasıl önemli bir ihtiyaç ise öğretmenin çocuğu tanıma aşamasında iyi bilgilendirilmesi okula uyumu hızlandırabilir.

Bu yazı ‘Otizm Hayatı Kolaylaştırma Kılavuzu’ adlı kitaptan alınmıştır. Yazının devamını adı geçen kitaptan okuyabilirsiniz..

Related Posts

You may like these post too

Otizmin Resmi

Bir cevap yazın

it's easy to post a comment